Kongre Harekete Geçiyor: ABD’de Patentlenebilirlik Kuralları Yeniden Şekillenebilir!

· Patent Raporu

ABD Yüksek Mahkemesi kararlarının patentlenebilirlik üzerindeki olumsuz etkileri ve Kongre’nin PERA ile bu sorunları nasıl giderebileceği üzerine bir analiz.

Bu yazı, Kristen Osenga tarafından kaleme alınan ve IPWatchdog’da yayımlanan “The Supreme Court Broke Patent Eligibility: Congress Can Fix It” başlıklı makaleden hareketle, ABD Yüksek Mahkemesi kararlarının patentlenebilir konu üzerindeki olumsuz etkilerini ve Kongre’nin Patent Eligibility Restoration Act (PERA) ile bu sorunları nasıl giderebileceğini ele almaktadır.

Yüksek Mahkeme’nin Daralttığı Patentlenebilir Konu Kapsamını Kongre Yeniden Düzenleyebilir mi?

Amerika Birleşik Devletleri’nde hangi buluşların patent korumasına konu olabileceğine ilişkin hukuki belirsizlik, inovasyon ekosistemini ve teknoloji yatırımlarını olumsuz etkiliyor. Özellikle ABD Yüksek Mahkemesi’nin son yıllarda verdiği kararlar, mucitlerin, yatırımcıların ve hatta hâkimlerin bir buluşun patentlenebilir konu kapsamında (patent-eligible subject matter) olup olmadığını öngörmesini zorlaştırdı.

Bu belirsizlik, patentlenebilirlik değerlendirmesinin diğer koşulları olan yenilik, buluş basamağı ve yeterli açıklamadan farklı bir soruna işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, buluşun öncelikle ABD Patent Kanunu’nun 101. maddesi kapsamında patent korumasına elverişli bir konu oluşturup oluşturmadığı yer alıyor.

Ortaya çıkan öngörülemezlik, uzun yıllar süren araştırmalar ve yüksek finansman gerektiren yeni teknolojilere yatırım yapılmasını zorlaştırıyor. Makaleye göre bu durum, özellikle tıbbi teşhis, yapay zekâ, yazılım ve ilaç gibi stratejik teknoloji alanlarında ABD’nin küresel rekabet gücünü riske atıyor.

Kristen Osenga’ya göre ABD’nin geçmişte sunduğu güvenilir patent koruması, yatırımcıların iddialı ve yüksek riskli teknolojilere yatırım yapabilmesi için gerekli güven ortamını oluşturuyordu. Kongre şimdi Patent Eligibility Restoration Act’i (PERA) kabul ederek bu güveni yeniden tesis etme ve patentlenebilir konu değerlendirmesine daha açık, öngörülebilir kanuni ölçütler kazandırma fırsatına sahip.

Patentlenebilir Konuya İlişkin Karmaşanın Kaynağı

ABD’de patentlenebilir konu kapsamı uzun yıllar boyunca görece açık bir kanuni çerçeveye dayanıyordu. ABD Patent Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca yeni ve faydalı bir yöntem, makine, ürün veya madde bileşimi patent korumasına konu olabiliyordu.

Ancak ABD Yüksek Mahkemesi, 2010 yılından itibaren verdiği Bilski v. Kappos, Mayo Collaborative Services v. Prometheus Laboratories, Association for Molecular Pathology v. Myriad Genetics ve Alice Corp. v. CLS Bank International kararlarıyla bu çerçeveye yeni sınırlamalar getirdi. Mahkeme, soyut fikirlerin (abstract ideas), doğa kanunlarının (laws of nature) ve doğa olaylarının (natural phenomena) tek başına patentlenebilir konu oluşturmadığına hükmetti.

Asıl sorun, bu yargısal istisnaların kabul edilmesinden değil, kapsamlarının yeterince açık biçimde belirlenmemesinden kaynaklandı. Yüksek Mahkeme, söz konusu istisnaların hangi noktada başlayıp nerede sona erdiğini gösterecek öngörülebilir ölçütler sunamadı. Bu durum, alt derece mahkemelerinin ve patent uzmanlarının kararları tutarlı biçimde uygulamasını, buluş sahiplerinin ise geliştirdikleri teknolojilerin patent korumasına konu olup olamayacağını önceden değerlendirmesini zorlaştırdı.

Belirsizlik ABD’de İnovasyon Yatırımlarını Zayıflatıyor

Öngörülebilir ve güvenilir patent koruması, inovasyonun finansmanı açısından kritik önem taşıyor. Yeni bir teknolojinin geliştirilmesi çoğu zaman yıllar süren araştırma faaliyetleri ve yüksek miktarda sermaye gerektiriyor. Buluş sahiplerinin geliştirdikleri teknolojiler için patent koruması elde edip edemeyeceği öngörülemediğinde, yatırımcıların bu tür yüksek riskli girişimleri finanse etme isteği de azalıyor.

475 girişim sermayesi (venture capital) ve özel sermaye (private equity) yatırımcısının katıldığı bir araştırma da bu ilişkiyi destekliyor. Araştırmaya katılan yatırımcıların büyük çoğunluğu, bir buluşun patentlenebilir konu kapsamında olup olmadığının (patent eligibility), yeni teknoloji geliştiren şirketlere yönelik yatırım kararlarında önemli bir faktör olduğunu belirtiyor.

Bu etkinin en belirgin biçimde görüldüğü alanlardan biri tıbbi teşhis teknolojileri oldu. Washington and Lee Law Review’de 2022 yılında yayımlanan bir çalışmaya göre, Mayo Collaborative Services v. Prometheus Laboratories, Inc. kararını izleyen dört yılda hastalık teşhisi alanındaki girişim sermayesi yatırımları, kararın bulunmadığı varsayımsal senaryoya kıyasla yaklaşık 9,3 milyar dolar daha düşük gerçekleşti.

Makale, sorunun yalnızca tıbbi teşhis sektörüyle sınırlı olmadığını vurguluyor. Yazılım, yapay zekâ, ilaç ve diğer gelişmekte olan teknolojiler üzerinde çalışan üniversite araştırmacıları ile startup şirketleri de Yüksek Mahkeme kararlarının oluşturduğu patentlenebilir konu belirsizliği nedeniyle benzer koruma ve finansman sorunlarıyla karşılaşıyor.

PERA Nasıl Yardımcı Olacak?

Patent Eligibility Restoration Act (PERA), mevcut patentlenebilir konu değerlendirmesindeki belirsizlikleri gidermek amacıyla hazırlandı. Düzenleme, Kongre’nin başlangıçta oluşturduğu patentlenebilir konu çerçevesini büyük ölçüde yeniden tesis etmeyi ve günümüzde uygulanan açık uçlu yargısal testlerin yerine sınırları daha belirgin bir kanuni standart getirmeyi amaçlıyor.

PERA ayrıca patentlenebilir konu kapsamı dışında kalacak kategorileri açıkça tanımlıyor. Tek başına ele alınan matematiksel formüller (stand-alone mathematical formulas), tamamen zihinsel süreçler (purely mental processes), değiştirilmemiş genler (unmodified genes) ve doğada kendiliğinden bulunan materyaller (naturally occurring materials) patent korumasına elverişli kabul edilmeyecek.

Bununla birlikte PERA, her buluşun patent koruması elde edebilmek için karşılaması gereken temel patentlenebilirlik şartlarını ortadan kaldırmıyor. Yenilik (novelty), aşikâr olmama (non-obviousness) ve buluşun yeterli biçimde açıklanması (adequate disclosure) gibi yerleşik koşullar uygulanmaya devam edecek.

Makaleye göre ABD’nin tıbbi teşhis, hayat kurtaran tedaviler, yapay zekâ ve diğer ileri teknoloji alanlarındaki liderliği tesadüfen ortaya çıkmadı. Bu başarı, inovasyonu güvenilir patent haklarıyla destekleyen ve yatırımcıların yüksek riskli projelere sermaye ayırmasını sağlayan öngörülebilir bir hukuk düzenine dayanıyordu. Kongre, PERA’yı kabul ederek buluşçular ve yatırımcılar açısından bu güven ortamını yeniden oluşturma fırsatına sahip.

🔗
ipwatchdog.com

The Supreme Court Broke Patent Eligibility: Congress Can Fix It

ipwatchdog.com
Kaynağa Git →