Dış Patent, 2024 Yılını Patent Açısından Değerlendiriyor
· Patent Raporu
Dış Patent'in perspektifinden 2024 yılında Türkiye'de ve globalde patent alanında yaşanan gelişmeler, dönüşümler ve gelecek beklentileri.
"Kendi Dilimizden Anlayan" Patent Vekili Arayışı: SMK Sonrası Nitelik Arayışının 2024 Yılındaki Artışı
2017’de yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), Türkiye’de patent süreçlerine ilişkin bilinç ve uygulamalarda bir dönüm noktası olmuştur. SMK öncesinde özellikle üniversitelerde buluşların patentlenmesi sınırlıydı; akademisyenlerin buluşlarını ticarileştirme konusundaki teşvik ve farkındalık düzeyi düşüktü. Yeni kanun ve yönetmelik ile akademik buluşların korunup ticarileştirilmesine yönelik önemli adımlar atıldı. Üniversitelere buluş üzerinde tasarruf hakkı tanınırken, buluş sahibi akademisyene gelirin en az üçte biri garanti edildi. Nitekim kanun sonrasında üniversitelerin patent başvuru sayılarında belirgin artışlar gözlendi. Bu çarpıcı artış, üniversitelerde patent faaliyetlerine yönelik farkındalığın SMK ile birlikte ne kadar hızla yükseldiğinin göstergesidir.
SMK sonrasında çıkarılan yönetmeliklerle akademisyenlerin buluş bildirim ve patent başvuru süreçleri de net bir çerçeveye kavuştu. Artık bir akademisyen yaptığı buluşu kurumuna bildirmekle yükümlü; üniversite buluşa sahip çıkıp gelir elde ederse bunun en az üçte birini buluş sahibine vermek zorunlu hale geldi. Bu düzenlemeler patent süreçlerini kurumsallaştırarak, yöneticiler ve araştırmacılar nezdinde patentin değeri konusunda farkındalık oluşturdu. Böylelikle birçok üniversite, akademisyenleri patent başvurularında teşvik edip desteklemeye başladı.
Artan farkındalıkla birlikte buluş sahiplerinin patent süreçlerine yaklaşımı da niteliksel olarak değişti. Akademisyenler, buluşlarının etkin bir şekilde koruma altına alınabilmesi için kendi alanlarında teknik bilgiye sahip patent vekilleriyle çalışmayı tercih etmeye başladı; zira çok disiplinli buluşların karmaşık yapısı alanında uzman desteğini zorunlu kılmaktadır. Özellikle 2024 yılında bu farkındalığın iyice arttığını ve çalıştığımız akademisyenlerin birçoğunun tabiri caizse “kendi dillerinden anlayan” biriyle çalışmak istediklerini daha fazla gözlemledik. Örneğin biyomedikal mühendislik alanında bir buluş geliştiren bir akademisyen, başvurusunu hazırlarken elektronik ve biyoteknoloji boyutlarını anlayabilecek bir patent vekiliyle çalışmayı ister hale geldi. Dolayısıyla alanında uzman bir vekille işbirliği, buluşun teknik ayrıntılarının doğru anlaşılması ve tarifnamenin eksiksiz hazırlanması açısından kritik önemde olduğunu Avrupa’da olduğu gibi Türkiye için de fark ettirmeye başladı. Bilindiği üzere uzman patent vekili desteği, patent başvuru kalitesi ve süreç verimliliği üzerinde doğrudan etki yapar. Buluşun yenilikçi yönlerini tam kavrayarak kaleme alınan bir tarifname, eksik veya hatalı içerik nedeniyle revizyona uğrama olasılığını azaltır ve tescil süreci hızlanır. Nitekim nitelikli bir patent başvurusu yalnızca hukuki koruma sağlamakla kalmaz, buluşun ticarileşme potansiyelini de artırır. Özetle, SMK sonrasında üniversite kaynaklı patentlerin sayıca artması ve daha stratejik yaklaşımla hazırlanması ihtiyacı, Türkiye’nin yenilikçilik ekosistemine önemli katkılar sağlayacağı için özellikle 2024 itibariyle artan bu farkındalığın olumlu geri dönüşleri olacağı kanaatini oluşturmaktadır.