# Destek Patent, 2025 Yılını Patent Açısından Değerlendiriyor

Kaynak: https://www.patentraporu.com/article/destek-patent-2025-yilini-patent-acisindan-degerlendiriyor
Yayın: Patent Raporu · 2026-04-17

> Destek Patent'in perspektifinden 2025 yılında Türkiye'de ve globalde patent alanında yaşanan gelişmeler, dönüşümler ve gelecek beklentileri.

**2025 Yılında Patent Başvurularına İlişkin Genel Değerlendirme**

Küresel ölçekte fikri ve sınai mülkiyet sistemleri, son yıllarda yalnızca başvuru sayılarındaki artışla değil; aynı zamanda teknolojik dönüşüm, dijitalleşme ve uluslararası rekabet dinamikleriyle birlikte yeniden şekillenmektedir. Özellikle patent sistemleri, yenilik üretiminin yönünü ve hızını yansıtan temel göstergelerden biri haline gelmiştir. Bu bağlamda 2025 yılı, söz konusu dönüşümün daha görünür ve ölçülebilir hale geldiği bir dönem olarak öne çıkmaktadır.

Bu genel çerçevede küresel patent verileri incelendiğinde, başvuru sayılarındaki artış eğiliminin sürdüğü; ancak bu artışın yalnızca niceliksel bir genişlemeyi değil, aynı zamanda daha yoğun ve teknik olarak derinleşmiş bir rekabet yapısını da beraberinde getirdiği anlaşılmaktadır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) verilerine göre, 2025 yılında Patent İşbirliği Antlaşması kapsamında yapılan uluslararası başvurular 275.900’e ulaşmış olup, başvuruların özellikle dijital iletişim, bilgisayar teknolojileri ve yarı iletkenler gibi alanlarda yoğunlaşması, küresel patent rekabetinin belirli teknoloji alanları etrafında giderek keskinleştiğini ve bu alanlarda derinleşmenin önem kazandığını ortaya koymaktadır.

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından yayımlanan güncel veriler, bu dönüşümün yalnızca başvuru sayılarıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda ekonomik değer yaratımının da giderek maddi olmayan varlıklara kaydığını ortaya koymaktadır. Nitekim maddi olmayan varlıklara yapılan yatırımların, son yıllarda maddi varlıklara kıyasla daha hızlı arttığı ve toplamda 7,6 trilyon dolara ulaştığı; bu varlıkların küresel değerinin ise yaklaşık 80 trilyon dolar seviyesine çıktığı tahmin edilmektedir.

Bu küresel eğilimler, fikri ve sınai mülkiyet haklarının ekonomik değer yaratımındaki artan rolü birlikte değerlendirildiğinde, ulusal patent ekosistemlerinin bu dönüşüme ne ölçüde uyum sağladığı sorusu önem kazanmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’ye bakıldığında, patent başvurularındaki artışın son yıllarda daha belirgin hale geldiği anlaşılmaktadır. Türk Patent ve Marka Kurumu (“TÜRKPATENT”) verilerine göre, 2024 yılında 10.186 olan yerli patent başvuru sayısı, 2025 yılında yaklaşık %12 artışla 11.394’e yükselmiştir. Bu artış, Türkiye’de yenilik faaliyetlerine yönelik ilginin ve başvuru eğiliminin güçlendiğine işaret etmektedir. Nitekim aynı dönemde araştırma-geliştirme faaliyetlerinde gözlenen artış, üniversite-sanayi iş birliklerindeki gelişim ve girişimcilik ekosistemindeki hareketlilik de bu eğilimle paralel bir görünüm sunmaktadır.

Türkiye’de patent başvurularının teknoloji alanlarına göre dağılımı, inovasyon faaliyetlerinin yönelimine ilişkin önemli ipuçları sunmaktadır. 2025 yılı itibarıyla patent başvurularının özellikle bilgisayar teknolojileri, dijital ağ sistemleri ile ulaşım ve yönetim bilişim teknolojileri alanlarında yoğunlaştığı görülmektedir. Bu alanlardaki yoğunlaşma, Türkiye’de inovasyonun giderek teknoloji odaklı bir eksene yöneldiğine işaret etmekte ve küresel patent eğilimleriyle uyumlu bir tablo ortaya koymaktadır.

Ancak bu görünüm, uluslararası patent sistemleri içerisindeki konum açısından ele alındığında daha farklı bir perspektif sunmaktadır. Nitekim Avrupa Patent Ofisi verilerine göre, 2025 yılında Avrupa patent başvuruları ilk kez 200.000’in üzerine çıkmış; buna karşılık Türkiye kaynaklı başvuruların toplam içindeki payı %0,3 seviyesinde kalmıştır. Bu durum, Türkiye’deki başvuru artışının ulusal düzeyde güçlü bir eğilime işaret ettiğini ortaya koymakla birlikte, uluslararası görünürlük ve etki bakımından aynı ölçüde yansımadığını göstermektedir.

Bu çerçevede, patent korumasının uluslararası düzeyde hangi coğrafyalarda ve ne ölçüde ileri sürülebildiği giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu doğrultuda, patent koruma ve uyuşmazlık çözüm mekanizmalarında yaşanan kurumsal dönüşümler de giderek daha belirleyici hale gelmektedir. Nitekim 2025 yılı itibarıyla Birleşik Patent Mahkemesi (UPC) sistemi, Avrupa’da patentlerin tek bir yargı merciinde ileri sürülebilmesine imkân tanıyan yapısıyla öne çıkmaktadır.

Bu sistem kapsamında verilen kararlar, yalnızca uyuşmazlık çözümü bakımından değil, aynı zamanda patentlenebilirlik kriterlerinin nasıl yorumlandığını göstermesi açısından da önem taşımaktadır. Özellikle 25 Kasım 2025 tarihli Sanofi & Regeneron v Amgen kararı[1], buluş basamağı değerlendirmesinde “makul başarı beklentisi” yaklaşımını açık biçimde ortaya koymuştur. Kararda, teknik çözümün yalnızca teorik olarak mümkün olması yeterli görülmemiş; ilgili teknik alandaki uzman açısından, mevcut bilgi birikimi ışığında bu çözümün beklenen sonucu vereceğine dair makul bir beklentinin bulunup bulunmadığı da incelemeye dahil edilmiştir.

Türkiye her ne kadar Birleşik Patent Mahkemesi sistemine taraf olmasa da Avrupa’da tescil edilerek bu sistemin yetki alanına giren ülkelerde koruma sağlanan patentler bakımından merkezi dava ve uygulama imkânı, Türk başvuru sahipleri açısından dolaylı ancak stratejik bir önem taşımaktadır. Bu durum, ulusal başvuruların uluslararası koruma stratejileriyle daha güçlü bir şekilde entegre edilmesini gerekli kılmaktadır.

Sonuç olarak, 2025 yılı patent ekosistemi bakımından yalnızca başvuru sayılarındaki artışın değil, aynı zamanda rekabetin niteliğinin daha görünür hale geldiği bir dönem olmuştur. Türkiye’de patent başvuru sayılarındaki artış, özellikle teknoloji odaklı alanlarda yerli aktörlerin daha aktif hale geldiğini göstermektedir. Bununla birlikte, bu artışın uluslararası ölçekte sürdürülebilir bir rekabet gücüne dönüşebilmesi, patent korumasının coğrafi kapsamı ve etkinliği ile doğrudan ilişkilidir. Bu çerçevede, patentlerin uluslararası düzeyde etkin şekilde korunması ve stratejik olarak konumlandırılmasına yönelik yaklaşımların daha da geliştirilmesi gerekmektedir.

[1] Amgen Inc v Sanofi-Aventis Deutschland GmbH and others (UPC Court of Appeal, 25 November 2025) UPC_CoA_528/2024, UPC_CoA_529/2024.f
