Deriş, 2024 Yılını Patent Açısından Değerlendiriyor

· Patent Raporu

Deriş'in perspektifinden 2024 yılında Türkiye'de ve globalde patent alanında yaşanan gelişmeler, dönüşümler ve gelecek beklentileri.

UPC ve AB Ulusal Mahkemelerinin Türk Şirketler Üzerindeki Yetkisi

Birleşik Patent Mahkemesi (UPC) 2023’ten beri Avrupa’daki patent uyuşmazlıklarında 17 AB ülkesini kapsayan tek mercili bir çözüm sunuyor. UPC sistemi sadece AB ülkelerinin dahil olabileceği bir yargılama sistemi olduğundan Türkiye birleşik patent (unified patent) korumasından yararlanamamaktadır. Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) ise 2000 yılından beri Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Patent Ofisi nezdinde tek bir başvuru ile Türkiye de dahil birçok ülkede patent koruması sağlayan uluslararası bir anlaşmadır.

2024’teki Fujifilm v. Kodak kararı, davalının Almanya’da yerleşik olması sayesinde UPC’nin bir Avrupa patentinin Birleşik Krallık’ta gerçekleşen ihlâlini inceleyebileceğini ortaya koydu. BSH v. Electrolux kararı (Şubat 2025) ise, davalının AB’de ikametgahı olması hâlinde ulusal AB mahkemelerinin AB dışında gerçekleşen patent ihlâlini de inceleyebileceğini gösterdi.

Her iki karar da Avrupa mahkemelerine sınır ötesi yetki tanıdığına göre “EPC üyesi ama UPC üyesi olmayan Türkiye bakımından bu ne anlama geliyor?” sorusunu gündeme getirmektedir. Aşağıda, Türk şirketlerinin Avrupa patentlerini ihlâl etmesi hâlinde hangi mahkemenin hangi koşullarda devreye gireceğini ele almaktayız.

1. Türk şirketin AB’de ikametgahı yoksa

Bir Avrupa patentinin ihlali ile ilgili fiiller tamamen Türkiye sınırları içerisinde kalıyorsa ve davalının AB’de ikametgahı yoksa; AB/UPC bölgesinde herhangi bir ihlâl eylemi meydana gelmemektedir ve Türk şirketini AB ile bağlayacak bir unsur bulunmamaktadır. Dolayısıyla UPC’nin veya AB ulusal mahkemelerinin ne tazminat ne de tedbir kararı verme yetkisi doğar. Patent sahibi haklarını, Avrupa patentinin Türkiye’deki validasyonuna dayanarak, Türk mahkemeleri önünde ileri sürmek zorundadır.

2. Türk şirketin AB’de ikametgahı varsa

Yeni kararlara göre davalının AB’de ikametgahı varsa, Türkiye’de valide edilmiş bir Avrupa patentinin ihlali ile ilgili UPC’nin ve AB ulusal mahkemelerinin Türk şirketler hakkında yetkisi doğmaktadır. Kararlar doğrultusunda, UPC ve ulusal mahkemeler patent ihlalinin durdurulması için birçok ülkede geçerli olmak üzere tedbir kararı verebilir gibi gözükmektedir. UPC, bu yetkisini, Brüksel IB Tüzüğü’nün 71b (3) maddesine dayandırmaktadır (“longarm”).

Burada pratik engel, kararların Türkiye’de gerçekleşen fiiller hakkında uygulanması olacaktır. AB sınırlarında uygulanacak bir tedbir ithalat ve ihracat fiilleri hakkında derhâl etkisi olacaktır. Benzer şekilde, Türk şirketin AB’de malvarlığı varsa zararların tazmini için bunların haczedilmesi mümkün olabilir. Öte yandan; Türkiye’de gerçekleşen üretim gibi fiillerin durdurulması ve zararın tazmini için kararın Türkiye’de tanınması ve tenfizi gerekir ki bu süreç zaman alabileceği gibi Türk mahkemeleri tarafından bu talebin nasıl karşılanacağı da merak konusudur.

Sonuç olarak, UPC’nin ve AB ulusal mahkemelerinin Türk şirketleri karşısında ne kadar etkili olacağı, Türk şirketin AB’de ikametgahı bulunmasına ve Türk mahkemelerinin Avrupa’daki kararları nasıl değerlendireceğine bağlıdır. UPC ve AB ulusal mahkemeleri tek dava ile hem AB içinde hem de Türkiye’deki ihlali durdurulabilecek güçlü bir araç hâline gelebilecektir.