Caltech, 10x Genomics'e Patent Davası Açtı!

· Patent Raporu

Caltech ve Spatial Genomics, 10x Genomics'e karşı beş patentinin ihlali iddiasıyla dava açtı. Odakta 10x Genomics'in Xenium platformu var.

Caltech ve Spatial Genomics, 10x Genomics'a patent ihlali davası açtı

Spatial Genomics ve California Institute of Technology (Caltech), 10x Genomics'un uzamsal biyoloji platformlarının beş patenti ihlal ettiği iddiasıyla ABD Delaware Bölge Mahkemesi'nde patent ihlali davası açtı.

Davanın odağında 10x Genomics'un Xenium platformu, Xenium Analyzer cihazı ve bunlarla bağlantılı laboratuvar sarf malzemeleri, yazılımlar ve kurulum hizmetleri bulunuyor. İhlal edildiği ileri sürülen patentler US10457980, US11473129, US12305224, US12601007 ve US12630868.

Söz konusu patentlerin sahibi Caltech, patentler ise Spatial Genomics'a münhasır olarak lisanslanmış durumda. Patent ailesinin temelinde, “Multiplex labeling of molecules by sequential hybridization barcoding” başlıklı teknoloji yer alıyor. Bu teknoloji, hücre ve dokular içerisindeki çok sayıda RNA transkripti veya DNA bölgesinin aynı anda tespit edilmesini ve konumlarının belirlenmesini mümkün kılmayı amaçlıyor.

Patentte özellikle mevcut single-cell RNA-seq, qPCR ve bazı in situ analiz yöntemlerinin sınırlamalarına dikkat çekiliyor. Bu yöntemlerde hücrelerin tek tek izole edilmesi, çok aşamalı laboratuvar süreçleri, yüksek maliyet, RNA'nın DNA'ya dönüştürülmesindeki verim kayıpları ve sınırlı sayıda floresan işaretleyiciyle çalışılabilmesi gibi sorunlar bulunabiliyor. Caltech'in patentlediği yaklaşım ise hücreleri ve dokusal bağlamı koruyarak çok sayıda moleküler hedefin daha ölçeklenebilir biçimde profillenmesini amaçlıyor.

Bu nedenle teknoloji, yalnızca hangi genlerin aktif olduğunu belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda bu genlerin doku içerisinde nerede aktif olduğunu da göstermeye imkan veriyor. Bu özellik özellikle kanser araştırmaları, hücresel organizasyonun incelenmesi, hastalık mekanizmalarının anlaşılması ve yeni ilaç hedeflerinin belirlenmesi açısından önemli.

Dava, fikri mülkiyet stratejisi açısından da dikkat çekici. Caltech'in portföyünde 5.000'e yakın patent başvurusu bulunuyor ve bu örnek, akademik kurumların geliştirdikleri teknolojileri yalnızca patentlemekle kalmayıp, bunları münhasır lisanslarla ticarileştirebildiğini ve gerektiğinde patent haklarını üçüncü kişilere karşı ileri sürebildiğini gösteriyor.

Diğer taraftan 10x Genomics da patent uyuşmazlıklarına yabancı bir şirket değil. Şirket daha önce kendi genomik ve dizileme patentlerini Illumina, Bruker, Curio Bioscience ve Element Biosciences gibi şirketlere karşı ileri sürmüştü. Bu kez ise 10x Genomics, başka bir patent portföyünün ihlal edildiği iddiasıyla davalı konumunda.

Peki bu uyuşmazlık Türkiye'de olsaydı?

Davada dikkat çeken noktalardan biri, patentlerin sahibinin Caltech, bu patentler üzerinde münhasır lisans hakkına sahip tarafın ise Spatial Genomics olması. Buna rağmen iki taraf birlikte 10x Genomics'a karşı patent ihlali iddiasında bulunuyor.

Benzer bir durum Türkiye'de ortaya çıksaydı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 158. maddesi lisans alanın dava açma yetkisini düzenliyor.

SMK m.158/1'e göre, lisans sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa inhisari, yani münhasır lisans sahibi, üçüncü kişiler tarafından patente tecavüz edilmesi halinde patent sahibinin açabileceği davaları kendi adına açabilir. Başka bir ifadeyle, münhasır lisans sahibinin patent sahibinden ayrıca izin alması veya önce patent sahibinden dava açmasını talep etmesi gerekmez. Lisans sözleşmesinde bu yetki sınırlandırılmadığı sürece doğrudan aktif dava ehliyetine sahiptir.

Dolayısıyla Caltech ve Spatial Genomics arasındaki yapının Türkiye'deki karşılığını düşündüğümüzde, patent sahibi Caltech hak sahibi sıfatıyla, Spatial Genomics ise inhisari lisans sahibi sıfatıyla patent hakkına tecavüz davasında yer alabilirdi. Münhasır lisans sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa Spatial Genomics kendi adına dava açabileceği gibi, somut olayın şartlarına ve usul hukukuna bağlı olarak patent sahibiyle birlikte aynı uyuşmazlıkta davacı tarafta da yer alabilir.

İnhisari olmayan lisanslarda ise durum farklı. SMK m.158/2 uyarınca, sözleşmede dava açma hakkı açıkça sınırlandırılmamışsa lisans alan önce patent sahibine bildirimde bulunarak dava açmasını istemek zorunda. Patent sahibi talebi reddeder veya bildirimden itibaren üç ay içerisinde dava açmazsa, lisans alan kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir.

Kanun ayrıca acil durumlar için de bir mekanizma öngörüyor. Ciddi bir zarar tehlikesi bulunması halinde lisans sahibi üç aylık sürenin dolmasını beklemeden mahkemeden ihtiyati tedbir talep edebilir. Mahkemenin tedbir kararı vermesi halinde lisans sahibi esas davayı da açabilir.

Bu nedenle Caltech örneği yalnızca patentlerin nasıl üretildiği açısından değil, patent sahipliği ile lisans hakkının birlikte nasıl bir enforcement stratejisine dönüştürülebileceğini göstermesi açısından da önemli. Üniversite patentin sahibi olarak kalırken, teknoloji münhasır lisansla bir şirkete devredilebiliyor ve lisans alan şirket, sözleşmenin yapısına ve uygulanacak hukuka bağlı olarak patent hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesinde aktif rol üstlenebiliyor.

Türkiye açısından bunun pratik sonucu şu: münhasır lisans sözleşmesi hazırlanırken lisans alanın dava açma, ihtiyati tedbir talep etme, dava masraflarını karşılama, tazminat gelirlerinin paylaşımı ve patent sahibinin davaya katılımı gibi enforcement hükümlerinin açıkça düzenlenmesi kritik önem taşıyor. SMK m.158 münhasır lisans sahibine önemli bir kanuni yetki verse de, tarafların bu sürecin ticari ve operasyonel tarafını lisans sözleşmesinde önceden belirlemesi olası uyuşmazlıkları ciddi ölçüde azaltabilir.

Lisans alanın dava açması ve şartları

MADDE 158- (1) Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa inhisari lisansa sahip olan kişi, üçüncü bir kişi tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hak sahibinin bu Kanun uyarınca açabileceği davaları, kendi adına açabilir.

(2) İnhisari olmayan lisans alan, sınai mülkiyet hakkına tecavüz dolayısıyla dava açma hakkı sözleşmede açıkça sınırlandırılmamışsa, yapacağı bildirimle, gereken davayı açmasını hak sahibinden ister. Hak sahibinin, bu talebi kabul etmemesi veya bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde talep edilen davayı açmaması hâlinde, lisans alan, yaptığı bildirimi de ekleyerek, kendi adına ve kendi menfaatlerinin gerektirdiği ölçüde dava açabilir. Bu fıkra uyarınca dava açan lisans alanın, dava açtığını hak sahibine bildirmesi gerekir.

(3) Lisans alan, ciddi bir zarar tehlikesinin varlığı hâlinde ve söz konusu sürenin geçmesinden önce, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Mahkemenin tedbir kararı verdiği hâllerde talepte bulunan lisans sahibi dava açmaya da yetkilidir. Bu hâlde ikinci fıkradaki şartlar yargılama devam ederken tamamlanır.